Anasayfa / Son Dakika / Sezin Romi, KÜME’nin ODAK projesinde arşivin canlı olduğunu söyledi

Sezin Romi, KÜME’nin ODAK projesinde arşivin canlı olduğunu söyledi

Kültür Medeniyet Vakfının (KÜME) “ODAK” projesi kapsamında Anadolu Ajansı ve Rami Kütüphanesi ortaklığında hazırlanan “Kültür-Sanatın İzinde: Etkinlikten Hafızaya” başlıklı programda “Arşivden Yayına Kültür Sanat” konusu ele alındı.

Karaköy Palas’ta gerçekleştirilen programın “Yüz Yüze” bölümünde, yayıncılık ve proje koordinasyon uzmanı Sümeyra İnanç’ın moderatörlüğünde SALT Kütüphane ve Arşiv Yöneticisi Sezin Romi konuşmacı oldu.

Romi, arşive biraz tarih yazımı üzerine bakmak gerektiğini belirterek, birçok ülkede arşiv tutma geleneğinde ciddi bir boşluk olduğunu söyledi.

Tarihte sınırlı bilgi ve belge çevresinde yazılan bir tarihin olduğuna işaret eden Romi, “İdeal tabloda kütüphanelerde, erişime açık arşivler, derli toplu bir arada araştırmalar ve öğrenciler konularını seçer, kaynaklara erişir, o eriştikleri kaynaklar üzerinden tezlerini, araştırmalarını yaparlar. Ama gerçekler öyle değil.” dedi.

“Arşivin canlı bir şey olduğunu söylemek önemli”

Romi, 2000’lerin başından bu yana tarih yazımının genişletilmesi üzerine tartışmaların yaygınlaştığını aktararak, “Doğal olarak burada arşivler kritik bir önem arz ediyor. Bu arşivlere erişebilmek bir mesele. Ama öte yandan da şöyle sorular da var, ‘Bu arşivler var mı?’, ‘Günümüze ulaştı mı?’ Hiç olmamış da olabilir ya da dağınık halde. İlk mesele bence buradan başlıyor.” dedi.

Bir arşivde tasnif, kataloglama, veri girişi, daha sonra erişimi artırmak gibi operasyonel birtakım süreçlerin olduğuna işaret eden Romi, şöyle devam etti:

“Arşivin canlı bir şey olduğunu söylemek önemli. Yani geçmişi yansıtıyor ama geçmişten çok aslında bugünle gelecek için kullanıldıkça, yorumlandıkça, üzerine çıktısı olunca, kaynaklar üretildikçe değer kazanıyor. Bu aynı zamanda doğal olarak direkt tarih yazımıyla da bağlanan bir şey. Arşiv tarafsız yapı ve olanı yansıtıyor. Oradan da araştırmacının onu nasıl yorumladığı ve üzerine nasıl bir kaynak çıkarttığı, katmanlandırdığı önemli. Bir arşiv farklı bağlamlarda da değerlendirebilir. Burada aslında arşivin varlığı, erişime açık olması bu yolu açan bir husus.”

Sezin Romi, araştırmaların öngörülemeyen bir yapısı olduğuna dikkati çekerek, “Bir şeyi araştırmaya başladığınız zaman ne elde edeceğinizi, önünüze nasıl yollar çıkacağını gerçekten öngöremiyorsunuz ve işin de belki heyecanlı tarafı bu oluyor. Her araştırma farklı bir yapıda ortaya çıkıyor ve hepsi çok farklı yöntemlerle sonuçlara ulaşıyor. Sergi ile başlıyorsunuz, arşive eviriliyor. Arşiv, başka bir araştırma çıktısına eviriliyor ya da arşivden yola çıkıyorsunuz, kitap yapıyorsunuz, kitaptan yola çıkıp sergi olabiliyor.” diye konuştu.

Arşivlemenin sürekli bir çabayı gerektirdiğini vurgulayan Romi, “Bir yandan bugünü de arşivlemenin işin bir parçası olması gerekiyor ama tabii bu bir altyapı, olanaklar meselesi. Yani yapılacak o kadar çok iş var ki bunları sıraya sokmak, öncelendirmek lazım. Hepsi aynı anda olmuyor.” görüşünü paylaştı.

Romi, 2010’lardan bu yana kitapsız kütüphane kavramının sürekli konuşulduğunu da söyleyerek, şunları kaydetti:

“‘Artık basılı kitaba gerek kalmayacak.’ söylemi çok uzun yıllardır var. Ama bugün hala kitaba bence ihtiyacımız var. Bugün fiziki olarak pek çok kitabın hala dijital muadili yok. Kitapsız kütüphane de olmasın demiyorum. Çünkü kütüphane, bugün dünyada yalnızca raflarda kitap olan ve kitaplardan yararlanan bir alan değil. Kütüphanelerin çok daha farklı misyonları, aynı zamanda bir sosyal sorumluluk misyonu da var. Toplanma, buluşma, üretme mekanları… O yüzden bunları önceleyip, kitap hizmeti sunmayan bir kütüphane de neden olmasın? Buna da çok kapalı bakmamak lazım.”

Haberler.com’da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com’un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir