Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlyas Kemaloğlu, Rusya ile ABD arasında varılan enerji anlaşmasını ve Rusya-Ukrayna Savaşı’nda enerji ateşkesi gündemini AA Analiz için kaleme aldı.
***
Rusya-Ukrayna Savaşı beşinci yılını doldurmaya yaklaşırken ABD Başkanı Donald Trump, 9 Ekim’de Rusya’nın ABD ve küresel piyasalara dizel yakıt tedarik etmesi konusunda anlaşmaya varıldığını duyurdu. İki gün sonra Rusya ile Ukrayna arasında enerji ateşkesi sağlandığını açıklayan Trump’ın bu duyuruları, savaşın enerji boyutunu bir kez daha gündeme getirdi. Amerikan Başkanı’nın duyurduğu anlaşmaların hayata geçirilmesi, ilgili ülkelerin yanı sıra birçok ülkenin işine yarayacağı gibi iki Slav ülkesi arasında çok yönlü ateşkesin sağlanması açısından da ümit verici gelişmeler olarak değerlendirilebilir.
Rusya-Ukrayna Savaşı’nın enerji boyutu
Enerji konusu aslında savaştan çok önce Rusya ile Ukrayna arasında da Rusya ile Avrupa Birliği (AB) arasında da özellikle kış aylarının yaklaşmasıyla tartışmalara neden oluyordu. Ukrayna’nın Rusya’dan aldığı doğal gaz ücretini ödemeye zorlanması, Moskova’nın bunun karşılığında Ukrayna’ya gönderdiği gazı kesmesi, Ukrayna’nın ise gaz ihtiyacını AB’ye giden transit gazdan karşılamaya çalışması, uzun yıllar boyunca Rusya-Ukrayna-AB hattında anlaşmazlıklara neden oluyordu. Tüm bunlara ilaveten ABD’nin AB ülkelerine Rusya’ya bağlılıklarını azaltma konusunda baskı yapması, sorunu daha da karmaşık hale getiriyordu.
Her ne kadar AB ülkelerinin Rusya’dan enerji ithalatı minimum seviyeye inse ve Kremlin de boru hatlarının güzergahlarını kısa sürede değiştirmeyi başarsa da Rusya-Ukrayna sınırındaki çatışmalar hala bölgede ve tüm dünyadaki enerji piyasasını etkilemeye devam ediyor. Bunun birinci sebebi, Rusya’nın uluslararası enerji piyasasındaki payının hala yüksek olması, diğeri ise başta İran olmak üzere enerji kaynaklarına sahip olan ve özellikle AB’nin büyük umutlar bağladığı Orta Doğu’da istikrarın bir türlü sağlanamamasıdır. Neticede her ne kadar savaşın başlamasıyla ABD’nin uzun yıllardır istediği AB’nin Rusya’ya bağlılığı büyük ölçüde azalsa ve AB, ABD’den sıkıştırılmış gaz (LNG) ithalatına başlasa da enerji sorunu yeni boyutlarla karşımıza çıkmaya devam ediyor. Ukrayna’nın Rusya’nın enerji tesislerine saldırılar düzenlemesi ise Rusya’nın kendisinin ve benzin ile akaryakıt konusunda Rusya’ya bağlı ülkelerin son aylarda sorun yaşamasına neden oldu. Tüm bunlar doğal olarak dünyada benzin ve dolayısıyla da fiyat artışını beraberinde getirdi. Rusya-Ukrayna cephesinin enerji boyutunda son günlerde yaşananlar da aslında bununla ilgili.
Trump-Putin mutabakatı, kimin işine yarıyor?
Trump’ın duyurduğu Rusya ile ABD arasında varılan anlaşmaya göre Rusya, ABD ve küresel piyasalara ilk aşamada 300 bin tonun üzerinde, daha sonraki süreçte de 500 bin ton ve ardından 1 milyon ton dizel yakıt tedarik edecek. Bu mutabakat hiç şüphesiz her iki tarafın da işine yarıyor. Trump böylece kasım ayındaki ara seçimler öncesinde ülkesinde ve dünyada yakıt fiyatlarını düşürmeye çalışırken Moskova da kendisine yıllardır uygulanan yaptırımları gevşetmeye çalışıyor. Rus enerji kaynaklarının önemini ve ABD ile birçok konuda anlaşılabileceğini de göstermeye çalışan Kremlin açısından ayrıca şüphesiz meselenin maddi boyutu da var. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bu mutabakatın tüm küresel ekonomiyi olumlu etkileyeceğini dile getirdi. Enerji konusu, Rusya ile ABD arasındaki siyasi ve ekonomik pazarlıkların bir boyutunu oluşturuyor.
Enerji ateşkesi gerçekten mümkün mü?
Rusya ile ABD arasında varılan anlaşmanın hayata geçirilmesinde Rusya’daki petrol işletme tesislerine yönelik saldırıların sonlandırılması ve Rusya ile Ukrayna arasında bir enerji ateşkesi sağlanmasının şüphesiz büyük önemi vardır. Trump’ın duyurduğu söz konusu ikinci mutabakatın hayata geçmesi ise daha zor görünüyor. Nitekim Kremlin böyle bir anlaşmanın yapıldığını resmi olarak teyit etmediği gibi Ukrayna yetkilileri de “buna karşı olmadıklarını, ancak şartların kendilerine de bildirilmesi gerektiğini” dile getirdiler. Daha önce de ABD, taraflar arasında benzer bir anlaşmanın sağlandığını duyurmuş, ancak fiiliyatta herhangi bir değişiklik olmamıştı.
Trump’ın böyle bir açıklama yapmasının ve taraflara bu konuda baskı uygulamasının birinci amacı, yukarıda da belirtildiği üzere, Rusya’nın dünya piyasalarına yakıt tedarikini daha kolay ve kesintisiz biçimde sağlamasına olanak tanımaktır. İkinci amacı ise Rusya ile ABD arasında varılan anlaşmadan rahatsızlık duyan Ukrayna ve AB’nin tepkilerini azaltmak ve Ukrayna’nın kışı daha rahat geçirmesini sağlamaktır. Diğer taraftan ateşkesin hayata geçirilmesi şüphesiz Rusya ile Ukrayna’nın sınırlı, ancak önemli bir konuda anlaşabileceğini de gösterecektir. Nitekim ABD de aslında bu adımıyla yalnızca yakıt piyasasını rahatlatmayı amaçlamıyor, aynı zamanda diplomatik alanda da bir ilerlemenin sağlanmasını istiyor. Ancak şüphesiz kalıcı barış için topraklar, güvenlik garantileri, yaptırımlar ve yatırımlar gibi konularda anlaşmaya varmak gerekiyor. Enerji ateşkesinin sağlanıp sağlanamayacağı önümüzdeki günlerde özellikle de Rusya’nın kararına bağlı olarak belli olacak.
Diğer taraftan bu ateşkesten bağımsız olarak Trump, Ukrayna’nın Rusya’daki petrol rafinerilerine saldırmasına son vermesini talep ediyor. Yapılan açıklamalara bakıldığında da Washington bu süreçte Kiev yönetimine karşı yeniden eski kartları kullanmaya çalışıyor. Trump uzun bir aradan sonra tekrar Ukrayna’da seçimlerin yapılması gerektiğini dile getirdiği gibi Ukrayna’yı silah yardımını kesmekle ve istihbarat verileri paylaşımına son vermekle tehdit ediyor.
Son gelişmeler çerçevesinde gündeme gelen konulardan biri de Ukrayna’da başkanlık seçimlerinin yapılması. Bilindiği üzere Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin görev süresi 2024’te sona erdi. Trump’ın son açıklamaları üzerine Zelenskiy devlet başkanlığı seçimlerini yapmaya razı olduğunu, ancak bunun için Rusya’nın 60 günlük ateşkesi kabul etmesi gerektiğini ileri sürdü. Kremlin ise bir taraftan görüşmelere açık olduklarını dile getirse de Rus uzmanlar, Ukrayna’nın bu süreyi kışı atlatması, yeni yardımlar alarak ordusunu yeniden yapılandırması için kullanacağı düşüncesinde. Enerji alanındaki ateşkes şüphesiz bu konuda da anlaşma ihtimalini az da olsa artırıyor.
Son gelişmelerin Türkiye’ye etkisi
Tüm bu gelişmeler şüphesiz Türkiye tarafından da yakından takip ediliyor. Ankara baştan beri iki taraf arasında arabulucu rolü oynadığı gibi savaşın bir an önce sona erdirilmesi konusunda büyük çaba sarf ediyor. Rusya ile ABD arasındaki mutabakatın hayata geçmesi, Türkiye’deki fiyatları da olumlu etkileyecektir. Türk yetkililer son dönemde birçok kez savaşın Karadeniz’de gittikçe yayılma riskini gündeme getirmiş ve her iki tarafla bu konuyu ele almışlardı. Enerji ateşkesi, şüphesiz bu yayılma sürecinin durdurulması açısından da büyük önem arz ediyor.
[Prof. Dr. İlyas Kemaloğlu, Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesidir.]
Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.
Haberler.com’da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com’un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.


