Anasayfa / Son Dakika / TBMM Başkanı Kurtulmuş: “Cumhuriyetimizin ilk asrının yarısını heba ettiğimiz terör meselesini geride bırakıyoruz”

TBMM Başkanı Kurtulmuş: “Cumhuriyetimizin ilk asrının yarısını heba ettiğimiz terör meselesini geride bırakıyoruz”

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Cumhuriyetimizin ilk asrının yarısını heba ettiğimiz terör meselesini geride bırakıyoruz. 40 yılı aşkın süredir devam eden binlerce insanımızın şehit olduğu, on binlerce insanımızın öldüğü, köylerin, kentlerin yıkıldığı, tarumar olduğu bu süreci artık geride bırakıyoruz. Bu memlekette Türkler de, Kürtler de, diğer etnik yapılardan insanlar da bir ve beraber olarak Allah’ın izniyle yoluna devam edecektir” dedi.

10 Ağustos Pazartesi günü başlayan Genç Diplomasi Derneği (GDD) tarafından Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda gerçekleştirilen Bosphorus Diplomasi Forumu’nun kapanış programı, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, AK Parti Ankara Milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay ve İstanbul Valisi Davut Gül’ün katılımıyla gerçekleşti. Program, genç hafız Muhammed Esed Can’ın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

“Genç Diplomasi Forumu’nun bundan sonra geleneksel bir hale geleceğini görüyoruz”

Programda konuşan TBMM Başkanı Kurtulmuş, Genç Diplomasi Derneğinin başkan yöneticilerini ve tüm katılımcıları selamladı. Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda etkinliği gerçekleştirenlere teşekkür eden Kurtulmuş, “Ümit ediyoruz ki bu adada bundan sonra da yapılacak olan çalışmalarla Türkiye’nin ve dünyanın geleceğine ilişkin fikirlerin ortaya konulması ve dünyanın gerçekten güçlü, aydınlık bir geleceğe hazırlanması için çalışmaların gerçekleştirilmesi mümkün olsun. Özellikle bugün burada icra ettiğimiz 6 günlük bu programın son toplantısıyla birlikte aslında Genç Diplomasi Forumunun artık bundan sonra geleneksel bir hale geleceğini görüyoruz. İnşallah bundan sonra devam edecektir ve çok başarılı çalışmaları ileriye doğru taşıyacaksınız” dedi.

“Amerika’nın liderliğini yaptığı, dünyanın her yerini yönettiğini zannettiği bir dönem geride kaldı”

Dünya siyaseti ve dünyayı anlamak bakımından zor bir dönem olduğunu hatırlatan Kurtulmuş, “Özellikle İkinci Dünya Savaşı’nda kurulmuş olan dünya sisteminin bugün neredeyse bütün kurumları, bütün kuralları ve hatta kavramları hak ile yeksan olmuş, geçerliliğini yitirmiştir. İkinci Dünya Savaşı’nın o yıkıntılarının ardından kurulan sistemle birlikte 45 yıl devam eden Soğuk Savaş dönemi dünyayı ikiye ayırmış, bir tarafta Sovyetler Birliği ekseninde bir dünya, onun karşısında da Amerika Birleşik Devletleri ekseninde iki kutuplu bir dünya hükümran olmuştu. O dönemin içerisinde adı üstünde Soğuk Savaş’ın gereği olarak birçok ülkede çatışmaların, gerilimlerin ve iki tarafın büyük mücadelelerinin sürdüğünü hatırlıyoruz. O ülkelerden birisi de Türkiye’ydi. Özellikle o dönemde Türkiye, Soğuk Savaş’ın maalesef o soğuk yüzüne şahit olmuş en talihsiz ülkelerden birisiydi. Bunu ne için söylüyorum? Soğuk Savaş’ın ideolojik kamplaşmalarının bir sonucu olarak Türkiye’de 1980 öncesi özellikle sağ ve sol ayrımı ortaya konulmuş, binlerce gencecik evladımız bu çatışmalarda yitirilmişti. Şimdi 90’dan sonra yeni bir dünya ortaya çıktı. Soğuk Savaş’ın sona ermesinin sembolü Berlin Duvarı’nın yıkılmasıydı. 1990’dan sonra 2021 yılının yazına kadar, yani Amerika Birleşik Devletleri Afganistan’dan apar topar çekildiği, o uçaklardan insanların yere düşer gibi uçaklara sarıldığı o görüntülerle birlikte tek kutuplu dünya sistemi de çöktü. Amerika’nın liderliğini yaptığı, dünyanın her yerini yönettiğini zannettiği bir dönem geride kaldı” ifadelerini kullandı.

“Türkiye yeni dünyanın, çok merkezli dünyanın en önemli ülkelerinden birisidir”

Yeni bir dönemin açıldığına dikkat çeken Kurtulmuş, “Bu dönemin bundan sonra nasıl tecelli edeceğini, nasıl şekilleneceğini bugünden tahmin etmek tamamıyla mümkün olmayabilir. Ama şunu çok açık söyleyebiliriz ki, nasıl gelişirse gelişsin bundan sonraki dünya sisteminin en önemli birincil özelliği çok kutuplu, daha doğrusu çok merkezli bir dünya sistemi olacağıdır. Yani dünyanın birçok yerinde farklı ülkeler, farklı bölgeler öne çıkacak; bu ülkeler yeni dünyanın sisteminin kurulabilmesi için büyük bir mücadelenin içinde olacaklardır. Sizi temin ederek söylüyorum; Türkiye yeni dünyanın, çok merkezli dünyanın en önemli ülkelerinden birisidir ve Türkiye yakaladığı bu ivmeyle Allah’ın izniyle önlenemeyecek bir yükselişin henüz başlangıcındadır. Şimdi bu çok kutuplu sistem içerisinde geleceğe en iyi Bu çok kutuplu sistem içerisinde geleceğe en iyi hazırlanan, önüne konulan gündemleri değil, kendi gündemlerini belirleyerek geleceğe hazırlanan ülkeler, o ülkelerin gençleri, o ülkelerin sadece devlet yapısı değil; akademisi, entelektüel çevreleri ve fikir üreten merkezleri yani hazırlık yapan ülkeler bundan sonraki yarışta çok etkili olacaklardır. Allaha çok şükür, Türkiye bu yakaladığı ivmeyle hemen her alanda öne çıkan dünya çapındaki hamleleriyle fevkalade değerli bir sürecin başındadır. Allah’ın izniyle sizin döneminiz Türkiye’nin önlenemez yükselişinin yaşanacağı altın bir dönem olacaktır” şeklinde konuştu

“Türkiye sorun çözücü, müzakereci diplomasi anlayışıyla masada her zaman olumlu katkı sunan ülkelerden birisi olmuştur”

Türkiye’nin müzakereci bir dış politika anlayışına sahip olduğunu aktaran Kurtulmuş, şunları söyledi:

“Önümüzdeki mesele ne kadar zor olursa olsun hiçbir meselenin diplomasi masasında konuşulmaması mümkün değildir. En zor meseleyi diplomasi masasına getirip konuşabilecek, tartışacak ve buradan Türkiye’nin lehine sonuçlar devşirebilecek bir dış politika algısına ve gücüne sahibiz. Bu sadece Türkiye’nin meseleleri değil, Türkiye’nin etrafındaki ülkeleri ilgilendiren meselelerde de böyledir. Örneğin Rusya ile Ukrayna arasındaki meselede bütün Batı ülkeleri sorunu çözmek konusunda aciz kalırken burada, İstanbul’da 2022 yılının Mart ayında Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde iki taraf aynı masa etrafında toparlandı ve müzakere etmeye başladılar. İnşallah birçok bölgede devam eden çatışmalar da Türkiye’nin bu anlayışı sayesinde çok ciddi şekilde çözüm istikametinde ilerleyecektir.”

“Türkiye’nin bir tane ekseni vardır, o da kendisinin milli, yerli eksenidir; Türkiye’nin eksenidir”

Türkiye’nin dış politikasının bir diğer özelliğinin aktif bir dış politika olduğunu belirten Kurtulmuş, “Türkiye aktif ve çok taraflı bir politikayla sadece dünyanın bölge ülkesi, belli ülkeleri, belli çevreleriyle değil, başta içinde bulunduğumuz bu zor coğrafya açık söyleyelim, insanlığın en zor yaşadığı coğrafyasında, sorunların her birinin devasa boyutlarda olduğu bu coğrafyada Türkiye aktif ve çok taraflı bir dış politikayı icra etmektedir. Türkiye birkaç hafta evvel NATO zirvelerine parlamenter başkanı hem liderler zirvelerine ev sahipliği yaptı. Türkiye NATO üyesi, Türkiye İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi, Türkiye Avrupa Birliği’nin aday ülkelerinden birisi, Türkiye Balkanlar’ın bir parçası, Türkiye Kafkaslar’ın parçası, Türkiye geniş coğrafyamızda Türk dünyasıyla ilişkilerini geliştirmekte olan bir ülke. Yani bir seferde saydığınızda onun üzerinde Karadeniz Ekonomik İşbirliği Grubu’ndan tutun birçok Körfez İşbirliği’ne kadar birçok çevreyle ilişkisi olan bir ülke. Yani Türkiye’nin yönü sadece bir tarafa dönük değildir. Baştan beri Türkiye’de belli çevrelerin aklı aklının almadığı, zaman zaman da bizi eleştirdiği nokta biliyorsunuz Türkiye’nin eksen kaymasına uğradığıdır. O beylerin eksenden anladığı Batı’nın arkasında hizaya girmektir. Bizim eksenden anladığımız ise şudur, Türkiye’nin bir tane ekseni vardır, o da kendisinin milli, yerli eksenidir; Türkiye’nin eksenidir” değerlendirmesinde bulundu.

“Türkiye olarak parlamenter diplomasi alanında da çok güçlü bir çabayı ortaya koyuyoruz”

Türkiye’nin dış politikasının önemli özelliğinin ilkeli olması olduğunu dile getiren Kurtulmuş, “Biz bu kadar zor coğrafyada bir kapının arkasında başkasına bir şey, bir başka kapı arkasında başka bir ülkeye tam tersi başka bir şey söylemiyoruz. Ne söylüyorsak kapalı kapılar ardında da aynı şeyi söylüyor, meydanlarda da aynı şeyi söylüyoruz. Böylece bu ilkeli tutumumuz, ilkeli tutumumuz dünyanın birçok meselesine karşı ilkesiz ve günübirlik yaklaşan ülkelere de bir şekilde onlara da hizalanma mecburiyetine getiriyor. Dolayısıyla Türkiye, bu ilkeli dış politika duruşunu sürdürerek sorunların çözümüne de ciddi şekilde katkı sunacaktır. Bir başka önemli özelliğimiz ise dış politikada çok katmanlı bir dış politika izliyoruz. Başta Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu, bugün dünyada birçok ülke tarafından takdirle, gıptayla izlenen liderlik diplomasisi olmak üzere dünyanın birçok alanında farklı katmanlardaki diplomatik çabalarımızla Türkiye’nin gücünü artırmaya gayret ediyoruz. Üyesi olduğumuz ya da iş birliği içerisinde olduğumuz bütün uluslararası kuruluşlarla irtibatımızı en üst seviyede devam ettiriyoruz. Ayrıca Türkiye olarak parlamenter diplomasi alanında da çok güçlü bir çabayı ortaya koyuyoruz. Dışişleri Komisyonumuz, ilgili dış komisyonlarımız, NATO gibi, AKPM gibi, Avrupa Parlamentosu gibi bütün uluslararası platformlarda Türkiye’yi en üst seviyede, en iyi şekilde temsil ediyoruz ve parlamenter diplomasinin her imkanından istifade ediyoruz” şeklinde konuştu.

“Bütün yardım kuruluşlarıyla Afrika’da, Asya’da, Balkanlar’da, Kafkaslar’da, Avrupa’da var olan bir ülkeyiz”

Türkiye’nin kültürel diplomasisine de değinen Kurtulmuş, “Türkiye kültürel diplomasi bakımından dünyada en aktif şekilde faaliyet gösteren ender ülkelerden birisidir. Dünyanın her yerinde Türkiye’nin kültürel diplomasi kurumları; TİKA’sı, Kızılay’ı ve bütün yardım kuruluşlarıyla Afrika’da, Asya’da, Balkanlar’da, Kafkaslar’da, Avrupa’da var olan bir ülkeyiz. Kültürel diplomasi kurumlarımızın her birisi iftiharla söyleyebilirim ki sanki bir Dışişleri Bakanlığı gibi hareket etmekte ve ülkelerde oluşturdukları ağlarıyla bütün dünya milletlerine ellerini tariz etmektedir. Bunun Türkiye’nin yükselen yükselişi olacağına inandığımız önümüzdeki dönemde fevkalade güçlü bir imkanımız olduğunun altını çizmek isterim. Türkiye’nin dış politikadaki bir başka yaklaşımı ise özellikle Osmanlı’nın çöküş döneminden itibaren sürekli parçalanma, bölünme sürecine girmiş olan geniş coğrafyamızda birleşmenin, bütünleşmenin, bir araya getirmenin, derlenip toparlanmanın adresi olmak niyetimizdir. Bunu fevkalade güçlü bir şekilde de ortaya koyuyoruz. Bildiğiniz gibi Birinci Cihan Harbi sonrasında dağılmış Osmanlı coğrafyası, emperyalistlerin Sykes-Picot adı verilen bölme planı çerçevesinde iki temel fay hattı üzerinde bölünüp parçalandı. Bunlardan birisi etnik farklılıkların ayrıştırılma vesilesi haline getirilmesi, ikincisi ise mezhebi ve dini çatışmaların bir ayrılık vesilesine dönüştürülmesidir” ifadelerine yer verdi.

“Bu coğrafyada derlenme ve toparlanma vaktidir, bir asırlık ayrılığı Allah’ın izniyle geride bırakıyoruz”

“Ne yazık ki bu emperyalist plan maalesef coğrafyamızda ciddi bir şekilde tuttu” diyen Kurtulmuş, “Birbirlerinden sınırlarla ayrılmış olan halklar birbirlerine düşman edilmeye çalışıldı. Ülkeler, bağımsız olarak ortaya konulan ülkelerin içerisinde de etnik ve mezhebi çatışmalar oluşturulmaya çalışıldı. Binlerce, on binlerce, hatta milyonlarca insanın bu İslam coğrafyasının iç çatışmalarında hayattan koparıldığını hepimiz biliyoruz. Sudan’daki iç çatışmanın herhangi bir şekilde makul sebebi anlatılabilir mi? Aynı şekilde Irak’ta, Suriye’de süren 10 yılı aşkın savaşta o çatışmanın halklar nezdinde makul bir nedeni var mıydı? Şimdi bu coğrafyada derlenme ve toparlanma vaktidir. Bir asırlık ayrılığı Allah’ın izniyle geride bırakıyoruz; derleniyoruz, toparlanıyoruz ve hep beraber güçlü bir bölge olarak ayağa kalkıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Cumhuriyetimizin ilk asrının yarısını heba ettiğimiz terör meselesini geride bırakıyoruz”

Gençlere seslenen Kurtulmuş, “Belki biz görmeyeceğiz ama gençler siz göreceksiniz. Bu bölge halklarının Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Acemiyle, Sünnisiyle, Şiisiyle hep beraber bir ve bütün olduğu, bir ümmetin sağlam parçaları olarak bir araya geldiğini Allah’ın izniyle hepiniz göreceksiniz. Hepiniz bu süreçte mücadele edeceksiniz. Terörsüz Türkiye meselesi sizi temin ederim ki bu sürecin ilk adımıdır. Bu coğrafyada bizim ülkemizde yaklaşık Cumhuriyetimizin ilk asrının yarısını heba ettiğimiz terör meselesini geride bırakıyoruz. 40 yılı aşkın süredir devam eden binlerce insanımızın şehit olduğu, on binlerce insanımızın öldüğü, köylerin, kentlerin yıkıldığı, tarumar olduğu bu süreci artık geride bırakıyoruz. Bu memlekette Türkler de, Kürtler de, yine diğer etnik yapılardan insanlar da bir ve beraber olarak Allah’ın izniyle yoluna devam edecektir. Aramızda eğer bir söz olacaksa bundan sonra bu söz ayrılığın sözü değil, ayrıştırmanın sözü değil, ötekileştirmenin sözü değil, kardeşliğin ve beraberliğin sözü olacaktır. ve böylece sadece Türkiye’nin sınırları içinde değil, Türkiye’nin sınırları dışında da Türklerin, Kürtlerin, Arapların ve diğer bütün unsurların bir ve beraber olduğu o güzel günler yeniden kurulacak, yeniden güçlü bir bölge, yeniden terörsüz bir bölge inşa edilecektir” dedi.

“Demokrasiyi ortadan kaldırmaya çalışanların bugün hiçbirisinin isimleri hatırlanmıyor”

Gençlerin bu çerçevede önünün açık olduğunu aktaran Kurtulmuş, “Şöyle baktığım zaman sizin yaşlarınıza dönüyorum. Sizin yaşlarınıza döndüğüm zaman, o zamanlar neyi önümüzde büyük hedef olarak gördüysek Allah’a çok şükür bu hedeflerin tamamının gerçekleştiğini görüyoruz. Daha tamamlanacak bazı hedefler daha vardır hiç şüphesiz. Ama örnek olsun diye söylüyorum, burada içinde bulunduğumuz ada, rahmetli Menderes ve arkadaşlarının hapsedildiği, daha sonra az ilerideki 50 metre ilerideki o duruşma salonunda idama mahkum edildiği ve ne yazık ki sonradan da başka bir yerde infazlarının yapıldığı, demokrasinin katledildiği, insanların sesinin kesildiği, insanların siyasi iradesinin hiçbir şekilde kıymetli olmadığı o dönemlerin hatıralarını taşıyor. Allah rahmet eylesin. Demokrasiyi katledenler, halkın karşısına geçenler, bu ülkenin seçilmiş başbakanını ve iki değerli bakanını idam edenler, bu milletin önüne çıkarak demokrasiyi ortadan kaldırmaya çalışanların bugün hiçbirisinin isimleri hatırlanmıyor. Ama bu memlekette demokrasi mücadelesi verenler, halkın adına mücadele edenlerin hepsinin isimleri altın harflerle tarihe yazılmıştır ve kıyamete kadar hatırlanacaktır. Bu çerçevede rahmetli Menderes’i ve arkadaşlarını, rahmetli Turgut Özal’ı, rahmetli Necmettin Erbakan’ı hayırla, şükranla yad ediyoruz” diye aktardı.

“Allah’a çok şükür bugün artık Türkiye’de her yerde başörtülü kardeşlerimiz de başı açık kardeşlerimiz de kamunun hizmetindedir”

Türkiye’de son 25 yıldır verilen demokrasi mücadelesinin en zor virajların da milletin önüne geçerek liderlik yapan ve demokrasi zıttı güçleri püskürten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın milletin kıyamete kadar hayırla yad edeceğini vurgulayan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ben rahmetli Necip Fazıl’ın, üstadın ‘Ayasofya mutlaka açılacaktır’ sözünü sizden daha küçük yaşlarda birkaç sefer dinlemiş olan birisiyim. O temenniyi dinlerken ve hayatımız boyunca Ayasofya’nın önünde yaptığımız mitinglerde ‘Zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın’ diye bağırırken hem dua ediyor hem temennide bulunuyor ama bir taraftan da acaba açılır mı diye içimizden geçmiyor değildi. Milletin iradesinin, millet egemenliğinin sembollerinden birisi olan Ayasofya’nın ibadete açılması gerçekleşmiştir. Ayasofya kıyamete kadar ibadete açık kalacaktır. Ben üniversite öğretim üyeliği yıllarında o acıları yaşamış olan genç kardeşlerimizin başörtüsü yüzünden nasıl üniversitelerden döndürüldüğünü dün gibi hatırlıyorum. Bir milletvekili arkadaşımızın Fazilet Partisi Milletvekilimiz Merve Kavakçı’nın nasıl meclise sokulmayarak evinden dışarıya bile çıkarılmadığı o günleri dün gibi hatırlıyorum. Allah’a çok şükür bugün artık Türkiye’de her yerde başörtülü kardeşlerimiz de başı açık kardeşlerimiz de Türkiye’de kamunun hizmetindedir, milletvekilidir, savcıdır, hakimdir, validir, kaymakamdır, doktordur, öğretmendir; velhasıl hiçbir ayrıcalığa tabi tutulmamaktadır. Şimdi önümüzde bir şey kaldı; tam da sizin toplantınızın konusu o. Yıllardır adil ve hakkaniyetli bir düzenden bahsederdik. Cumhurbaşkanımız ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diye ilk Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda konuştuğunda, dünyanın birçok ülkesini temsil eden oraya gelenler ‘Ya bu adam ne diyor?’ diye bakıyorlardı. Ama şimdi ‘Dünya 5’ten büyüktür’ sözü artık dünyanın mazlum milletleri için yeni bir motto olmuş, yeni bir dua, yeni bir imkan haline gelmiştir.”

“Türkiye büyük ve güçlü bir ülke olmuştur”

Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere yeni bir dünya sisteminin kurumlarıyla, kurallarıyla ve bütün kavramlarıyla yeniden inşa edildiğini gençlerin göreceğini söyleyen Kurtulmuş, “Dünyada bütün insanların fıtratta eşit olduğu, bütün ülkelerin de egemenlikte eşit olduğu bir dünyayı sadece kağıt üzerinde değil, fiiliyatta da göreceksiniz ve bunun kuruluşu için sizler öncülük yapacaksınız. Türkiye büyük ve güçlü bir ülke olmuştur. Şimdi sizin göreviniz yeni bir dünyayı inşa etmektir. Allah’ın izniyle bunu yapacak birikime, tecrübeye, güce ve Allah’ın izniyle insan gücüne sahipsiniz. Allah yolunuzu açık etsin. Kaldı ki bizim sahip olmadığımız büyük bir avantaja da sahipsiniz. Ülke şimdi çok daha güçlü. Bu söylediğimiz konuları anlayan fevkalade güçlü bir yönetim Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde Türkiye’de iş başındadır. Halkımızın önemli bir desteği var ve Türkiye önüne koyduğu meselelerin neredeyse hepsini birer birer çözerek yoluna devam eden muktedir bir ülke” dedi.

Program, toplu aile fotoğrafı çekimi ve hediye takdimleriyle sona erdi.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir