Haber : Ahmet ÜN – Kamera: Serhat YETÜT
(DİYARBAKIR) – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Diyarbakır’a dün yaptığı ziyareti değerlendirin sivil toplum kuruluşu temsilcileri ziyareti “tarihi bir gelişme olarak” yorumladı. DTSO Başkanı Mehmet Kaya, Hakan Fidan’ın çözüm süreçlerindeki önemi ve Kürt kimliği nedeniyle bölgede önem verilen bir isim olduğunu ifade ederek, “Milli İstihbarat Teşkilatı’nın en üstünde görev yapmış, Dışişleri Bakanlığı yapan bir kişi olması münasebeti ayrı, bir de Kürt olması ayrı bir şey. Bu anlamda bölgede önemli bir ilgi vardı” dedi.
Çeşitli temaslarda bulunmak üzere dün Diyarbakır’a gelen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ziyareti gündemdeki yerini koruyor. “Terörsüz Türkiye” sürecinde Hakan Fidan’ın Diyarbakır’a ziyareti ilgiyle takip edildi.
Müslümanlar tarafından 5. Harem-i Şerif olarak bilinen Ulu Camii’nde Cuma namazını kılan Bakan Fidan’a gösterilen ilgi dikkat çekti. Namaz çıkışında yurttaşlarla çay içen Fidan, daha sonra Gazi caddesindeki esnafı ziyaret etti. AK Parti’de basın toplantısı düzenleyen Fidan, daha sonra kentteki sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir araya geldi.
Bakan Fidan’ın toplantısına katılan Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK) Genel Başkan Vekili ve Diyarbakır Esnaf Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı (DESOB) Başkanı Alican Ebedinoğlu ve Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti (GGC) Başkanı Felat Bozarslan, ANKA Haber Ajansı’na Hakan Fidan’ın Diyarbakır ziyaretini ve toplantıda konuşulan konuları değerlendirdi.
“HAKAN FİDAN 2005’TEN BERİ BU SÜRECİN İÇİNDE OLAN EN ÖNEMLİ HAFIZA”
Fidan’ın ziyaretinin çok önemli olduğunu söyleyen DTSO Başkanı Mehmet Kaya, Hakan Fidan’ın çözüm süreçlerdeki önemli bir aktör olduğunu dile getirerek, “Bence oldukça önemli bir ziyaretti. Yani kendi Hakan Fidan’ın şahsında, Dışişleri Bakanı olarak, bu ziyareti başlı başına önem arz eden bir konu. Çünkü şöyle dönüp baktığınızda aslında tam da Kürt sorununun bugün PKK’nın silahsızlandırılmasında, yalnız bugün değil, 2005’ten beri bu sürecin içinde olan en önemli hafıza. İşte dönüp baktığınızda basına yansıyan Oslo süreçlerinden tutun da 2013-15 çözüm süreçlerinde Hakan Fidan bu işin arka planında çalışan en önemli aktördü. Tabii en önemli aktör olması münasebetiyle bir de şöyle bakmak lazım, kapalı görüşmelerin tamamına yakınını yöneten bir aktör. Bu da çok önemli” dedi.
“BÖLGEDEKİ KÜRT SORUNUNU DERİNLİKLİ YAŞAMIŞ BİR İNSAN OLARAK BU SÜRECİN İÇERİSİNDE”
“Hakan Fidan’ın çözüm süreçlerindeki önemi ve Kürt kimliği nedeniyle bölgede önem verilen bir isim olduğunu” ifade eden Kaya, şunları söyledi:
“Bizim bu süreçlerde evet, bir sürecin görünen yönü vardır Bir de gerçekten önemli görünmeyen yönleri vardır. Buradaki müzakereler, buradaki görüşmeler, özellikle silahsızlandırma süreçlerinde çok çok önemlidir. Tabii Hakan Fidan’ın şahsında bir de kendisi bir Kürt, yani sonuçta Ercişli. Kürt bir insan. Bu da bu bölgedeki Kürt sorununu derinlikli yaşamış bir insan olarak bu sürecin içerisinde. Evet, bugün devletin, işte Milli İstihbarat Teşkilatı’nın en üstünde görev yapmış, Dışişleri Bakanlığı yapan bir kişi olması münasebeti ayrı, bir de Kürt olması ayrı bir şey. Şimdi burada, bu anlamda bölgede önemli bir ilgi vardı. Yani gelişine ve kendisiyle bu konuların konuşulması, kendisiyle bu konuların tartışılmasının önemini herkes biliyordu. Aslında kendisi de bu ziyarete ifadelerinde önem verdiğini kendisi de ifade etti. Çünkü öyle görünüyor ki bu süreçte daha henüz işin başındayız. Yani henüz silah bırakma aşamasındayız. Bunun süreç içerisinde entegrasyonundan tutun da normalleşme gibi süreçlerin de yönetimi bunun bir parçasıdır.”
“SİLAH BIRAKMA BOYUTUYLA TEK BAŞINA BİR TOPLUMSAL DESTEK OLUŞTURMA ŞANSI OLMAZ”
“Çözüm sürecinde henüz yolun başında olunduğunu” aktaran Kaya, yasal adımların atılması gerektiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunun bir parçası olması münasebetiyle insanlar da şunu istiyor. Evet, 20 aydır bu bölgede tek bir insan ölmedi. Bu çok önemli. Ama tabii ki bu sadece insanların ölmemesi ve örgütün silah bırakarak bir yasal düzenlemeyle entegrasyonu başlı başına daha işin başı. Yani işin devamı var. İşin daha devamında bu adımların da atılması gerekiyor. Artı örgütle ilgili süreçle birlikte bu süreci güçlendirecek, güven katacak, güven artırıcı ve demokratikleşme ile ilgili adımların da atılması gerekiyor. Şimdi burada bu adımların atılmadığı takdirde, bu tür düzenlemeler yapılmadığı takdirde süreç sadece silah bırakma boyutuyla tek başına bir toplumsal destek oluşturma şansı olmaz. Yani 50 yıllık bir çatışmalı süreç, 100 yıllık bir Kürt sorunundan bahsediyoruz. Onun için gelişi oldukça önemliydi ve toplumda da memnuniyetle karşılandı. Kendisinin yaptığı temaslarda da bunu gözlemleyebiliyoruz. Aslında halkın da tam ilgi göstermesinin altında yatmasının nedeni Kürt olması ve bu süreci derinlikli yürüten bir aktör olmasını birleştirdiği zaman insanlar bu sürecin en önemli aktörüyle görüştüklerinin farkındaydılar. O yüzden de önem atfettiler.
“BİR DIŞİŞLERİ BAKANI BÖLGE SİVİL TOPLUM KURULUŞLARIYLA İLK DEFA BİR ARAYA GELDİ”
Yaklaşık dört saati aşan bir toplantıyı birlikte yaptık. Benim gördüğüm ilk defa Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın bir sivil toplum kuruluşlarıyla, özellikle bölge sivil toplum kuruluşlarıyla ilk defa bir araya geldiği bir toplantı. Bizler için de çok önemliydi. Evet, hem Dışişleri Bakanı olması münasebeti hem çözüm sürecinin, bu sürecin önemli aktörlerinden biri olması ve bölgeyi bilmesi bizler için birçok sorunu ifade etmemiz anlamında önemliydi. Nedir bunlar? Bugün Kürt sorunu sadece Türkiye’nin kendi iç sorunu dışında kendisinin de ifade ettiği, yani “Terörsüz Türkiye” diye ifade etmekle birlikte aynı zamanda ikinci etabı terörsüz bölge adı altında bir süreç yürüttüklerini kendisi de ifade etti. Yani terörsüz bölge dediğiniz zaman da bu işin İran, Irak, Suriye ekseninde de çalışan bir yapıdan bahsediyoruz. Evet, bu ülkeler bizler için önemli. Bölgedeki, Irak’taki Kürdistan bölgesi, Suriye Rojava bölgesindeki Kürtlerin statüsü, Kürtlerin durumu da buradaki insanları yakından ilgilendiren sorun. Bu bir boyutu. ve orada Kürtlerin o yaşadıkları ülkelerdeki temel statüleriyle ilgili sorun aynı zamanda Kürtlerin de sorunu. Bunu görmek lazım.
“DEMOKRATİKLEŞME İLE EKONOMİK ADIMLARIN DA BİRLİKTE ATILMASI GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİK”
Bakan Fidan’a birçok soru yönettiklerini dile getiren Kaya, şunları kaydetti:
“Yapılan toplantıda kendisine ifade edilen talepler, atılması gereken adımlar, dil, yöntem, sürecin bir an önce hızlandırılması ve sonuçlandırılması. Doğrusu özellikle sivil toplum kuruluşları tarafından halen Batı’daki sürece olan güvensizliğin bölgede yarattığı rahatsızlık ifade edildi. Yani evet, biz burada şunu net görebiliyoruz ki bu örgüt silah bırakma konusunda çok net ve güvenilir adımlar atıyor. Biz bunun burada gördüğümüzü kendisine ifade ettik. Ama halen kendisinin, hükümetin veya muhalefetin bu konuda ikircikli yaklaşımları bölgede rahatsızlık yaratıyor. Şimdi örgüt bu adımları atmışken kesinlikle hükümetin özellikle bu süreci hızlandıracak ve demokratikleşme ile ekonomik adımları da birlikte atması gerektiğiyle ilgili açıklamalar yaptık. Tabii ki kendi açıklamalarıyla ilgili birçok önemli şeyler söyledi ama kapanışta söylediği özellikle bu kimlik siyasetinin ülkeyi tamamını kapsayacak şekilde bunla ilgili önemli mesafeler kat edildiğini, edileceğini, bu sürecin sadece silah bırakma değil, devam adımlarının da atılacağıyla ilgili önemli mesajlar verdi ve bu toplantıdan da çok önemli görüşler aldığını, bunların hepsini gerek talepler, işte bizim hem Irak’la ilgili yaşanan vize talepleri, hem sınır kapısı taleplerimizi net olarak en kısa sürede değerlendireceğiyle ilgili mesajları da bizlere verdi.”
“TARİHİ BİR TOPLANTIYDI”
TESK Genel Başkan Vekili Alican Ebedinoğlu, Bakan Fidan ile yaptıkları toplantının tarihi bir toplantı olduğunu söyledi. Hakan Fidan’ın çözüm süreçlerindeki önemine de değinen Ebedinoğlu, “50 yıldır bölgemizde yaşanan çatışmalı süreç, huzur ve güven ortamı hepimizin özlemi ve hasreti idi ve hala öyle devam ediyor. Tabii ki atılan adımlar, Dışişleri Bakanının Diyarbakır’a gelişi ve atılan adımlarla birlikte sürecin bu noktaya evrilmesi, bu noktalara gelmesi Hakan Fidan gibi bir ismin başrolde olduğu ve birinci aktör olduğunu hepimiz biliyoruz. Yani Oslo sürecinden tutun 2013’teki çözüm sürecinden bugünlere kadar sürecin başında ve dediğim gibi lokomotif isimlerinden bir tanesi. Dün Sayın Dışişleri Bakanıyla birlikte sivil toplum kuruluşları ile birlikte toplantı yaptık. Bu toplantı gerçekten bize göre tarihi bir toplantıydı” diye konuştu.
“SÜRECİN ARTIK GERİYE DÖNÜŞÜNÜN OLMAYACAĞINA BİZLERİ İKNA ETTİ”
Hakan Fidan’ın basında ve kamuoyunda açıklamadığı birçok konuyu toplantıda dile getirdiğini söyleyen Ebedinoğlu, şunları söyledi:
“Biz sürecin tabii ki sancılı olduğunu her zaman ifade ettik. İfade ediyoruz hala. Bu sürecin baltalanması için, akamete uğraması için birçok güç devrede biliyorsunuz. Ama bizler, Türkiye’deki birçok duyarlı kesim bu sürecin akamete uğramaması için, bu sürecin nihayete ermesi için büyük bir çaba içerisinde. Tabii ki dediğim gibi başrolde oynayan isimlerden bir tanesi de Hakan Fidan. Hakan Fidan’ın dünkü açıklamaları bizi rahatlattı. Gerçekten sürecin artık, geriye dönüşünün olmadığını bizleri ikna etti. Biz de zaten böyle bir şey bekliyorduk. Çünkü atılan adımlar gerçekten Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinde belki yüz yıllık yaşanan bölgemizdeki sorunların çözümü noktasında ciddi adımların atılacağını ifade ettiler. Çünkü gerek yasal düzenlemeler gerek anayasayla ilgili yapılacak düzenlemeler, bu artık bölgemizde yani kan ve gözyaşının olmayacağı kanaatine bizi vardırdı.
İnşallah umuyoruz ve diliyoruz ki bu sürece her kesimin sahip çıkması, sadece Dışişleri Bakanı’nın değil, bütün siyasi partilerimizin sahip çıkması gerekiyor. Tabii ki bu sürecin daha da uğuru bozulması için kimi siyasi partiler de maalesef şu anda hem mecliste hem de zaman zaman milliyetçi duygularla ayrıştırmak adına da birçok isimde halen devrede. Bunlarla ilgili mutlaka halkımızın duyarlı olması gerekiyor. Biz dünkü toplantıdan sonra ben daha çok inandım gerçekten biraz altını çizerek ifade etmek istiyorum. Bundan sonra geri adım atılacak bir durumda değiliz. Onun için barışın ve kardeşliğin tesisi, teminatı konusunda aktörlerimiz gerçekten herkes rolünü oynuyor.
“BİR KARDEŞLİK KÖPRÜSÜ KURULDU”
Gerek siyasi partiler, gerek İmralı, gerekse Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Devlet Bahçeli’nin almış olduğu risk gerçekten takdire şayandır. Bunu her zaman ifade ediyoruz. Belki de hiçbir liderin bugüne kadar cesaret edip de adım atamadığı adımları bu süreçte bu insanlar attılar. Bizler de siyaset adına değil siyasi partilerimiz her zaman söylüyorum, mutlaka bu tür süreçlerden siyasi bir çıkar düşünmemesi gerekiyor. Çünkü 50 bin canına mal olan, yüz binlerce insanın zindanlarda çürümesine mal olan, bu coğrafyada yaşayıp bedel vermeyen hiç kimsenin olmadığını, düşüncelerini bir kenara bırakmadan herkesin çünkü bedel verdiğini biz biliyoruz. Türkiye’nin önünü açacak bir adım atıldı. Türkiye artık gerçekten kendi coğrafyasında bu Orta Doğu’da süper güç olacak. Onun için biz burada artık burada Kürdü, Türkü veya Lazı, Çerkezi olarak, Arap olarak değerlendirmemiz gerekiyor. Bir kardeşlik köprüsü kuruldu. Kurulmaya çalışıyor. Bu köprüde herkesin emeği olması gerekiyor. Herkes bir taş koyması gerekiyor.
“ÇÖZÜM SÜRECİN SADECE SOSYAL, KÜLTÜREL VEYA SİYASİ BOYUTU YOK”
Kafamızdaki birçok soru işaretine cevap verdi. Çözüm sürecin sadece sosyal veya kültürel ve siyasi boyutu yok. Burada yıllardır yaşanan olaylardan dolayı bölge ekonomik olarak kalkınmadı. Özellikle ben bunu ifade ettim Sayın Dışişleri Bakanımıza. Burada, eee, atılacak adımlarla birlikte, çıkacak yasal düzenlemelerle birlikte bölgeler arasındaki ekonomik dengesizliğin de ortadan kaldırılması gerekiyor. Çünkü yasal, yeni yasal düzenlemelerin yapılması gerekiyor bölgenin kalkınması için. Yıllarca onlarca teşvik paketi açıldı bölge için, bölgenin kalkınması için, bölge sanayisinin gelişmesi için. Ama huzur ve güvenin olmadığı bir yerde sermaye gelmez.”
“DİYARBAKIR ZİYARETİ HEM TOPLUMDA HEM DE TÜRKİYE’DE BİR HEYECAN, BİR DİNAMİK YARATTI”
GGC Başkanı Felat Bozarslan ise, Hakan Fidan’ın geçmişteki süreçlerdeki rolüne değindi. Fidan’ın ziyareti sadece Diyarbakır’da değil, Türkiye’de heyecan yaşattığını söyleyen Bozarslan, şunları kaydetti:
“Oslo sürecinden tutun 2013’teki çözüm sürecine, kadar, o günden bugüne kadarki süreçlerin içinde yer alan, bizzat gören, bilen, daha doğrusu bu meseleyi de en iyi tanıyan, bilen isimlerden biri. Dolayısıyla Diyarbakır ziyareti hem toplumda hem de Türkiye’de bir heyecan, bir dinamik yarattı. Burada tabii Hakan Fidan’ın verdiği mesajlar da önemliydi. Bu süreçle ilgili on üç yıl zaman kaybedildiğini ve bunun sebeplerini kendilerine göre sebeplerini anlatmış oldu. Tabii burada toplumun beklentisi barış yönünde, çözüm yönünde ciddi bir şekilde artmış durumda. Bunun Hakan Fidan’ın gelişiyle çok bir alakası yok tabii ki. Ancak gidişat, çerçeve yasanın çıkarılması, örgütün kendini feshedip silah bırakma kararı toplumda bir çözüm iradesinin gerçekten de hayata geçirileceğine dair, geçirildiğine dair ciddi bir beklenti oluşturdu. Bu Hakan Fidan değil de başka bir isim olsaydı bana göre yine aynı heyecanla karşılanırdı.”
“FİDAN COĞRAFYAYI KOKLAMAK, SOKAĞI KOKLAMAK İÇİN GELDİ”
Hakan Fidan’ın geçmişten beri bu sürecin içinde olduğunu bölge halkınca iyi bilindiğini kaydeden Bozarslan, şöyle devam etti:
“Ondan dolayı da yakın bir gözlem ve temas durumu söz konusu oldu. Benim kanaatim Hakan Fidan’ın ziyaretini süreç açısından kritik bir aşama ya da kritik bir eşikte görmemek gerekiyor. Ancak çok da önemsiz değerlendirmemek gerekiyor. Niye? Çünkü sürecin burada devlet tarafından yürütüldüğünü artık hepimiz biliyoruz. Yapılan açıklamalar, hükümetin Cumhur İttifakı’nın sürece desteği, DEM Parti’nin burada yanında durması, diğer partilerin çerçeve yasa, konusundaki tavırları zaten bu önemin, bu değerin devlet ve hükümet tarafından, gösterildiğini görüyor. Benim kanaatim Hakan Fidan burada biraz daha coğrafyayı koklamak, sokağı koklamak, buradaki sivil toplumun bakış açısını ölçmek ve bunu dünyaya anlatmak üzere bu ziyareti gerçekleştirdi. Tabii ki önemli bir ziyaretti.
“BÖLGEDEKİ İSTİKRARLA BERABER İNSANLARIN EKONOMİK BEKLENTİLERİ VAR”
Tabii ki süreç açısından olumlu bir adımdır, insanlar nezdinde de olumlu bir adımdır. Çünkü dediğiniz gibi sokakta ciddi bir heyecan yarattı. İnsanlar ona dair ciddi bir ilgisi oluştu. Sokağın, Hakan Fidan’a dolayısıyla hükümete, iktidara belli başlı kalemler, belli başlı, maddeler üzerinde beklenti, çağrısı var. Nedir bunlar? Birincisi demokratik haklar, anadil, ile ilgili haklar, çatışmasızlık sürecinin devam etmesi ve bunun bir daha asla hiçbir şekilde yeniden gündeme gelmemesi. En sonunda tabii ki burada ekonomik beklentiler var. Sürecin başlaması ve bölgedeki istikrarla beraber insanların ekonomik beklentileri var. Şimdi, birincisi siyaseten de ekonomik olarak da bir şeylerin normalleşmesi için normal bir hale geri dönülmesi için silahların susmuş olması önemli. Çünkü silahların konuşulduğu yerde ekonomi de konuşulmaz, siyaset de konuşulmaz.”
Haberler.com’da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com’un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.




